|
Şirkete Müdür Olmamla Değişen Seks Hayatım! (56) (Engin 29 Y., İzmir)
Banyodan
çıktığımızda saat 15:00'e geliyordu. Salonda
çırılçıplak oturduk, Sinem tam kalçalarının üzerine
oturamıyordu. Sinem'e, "Hadi biz kalkalım." dediğimde,
Martin, "Burada kalın." dedi. Biz de, "Yok ya, gerek yok."
dedik. Müjgan hemen atladı ve "En azından 2 gün daha kalın Sinem
gidene kadar, sonra sen ne istiyorsan yaparsın." dedi. Sinem'in pek
gidesi yoktu, ben de, "İyi madem kalalım, ben eve gidip Sinem'in
kalan eşyalarını getireyim, buradan direkt havalanına
geçelim." dedim ve kalktım. Üzerime hemen birşeyler giydim ve
arabaya atladım.
Eve geldim ve direkt Sinem'in odasına girdim, dolaptan giysilerini aldım.
Çok fazla bir şey çıkartmamıştı, çantasının
içine koydum giysilerini. Çantayı aldıktan sonra tekrardan
çıktım ve arabama binip Martin'in evine geldim. İçeriye
girdiğimde saat 15:30
olmuştu. Koltuğa oturduğumda, Martin, "Bu gece
birşeyler yapalım, Sinem'in zaten 2 günü kalmış, o da
boş geçmesin." dedi. Ben de, "Bana uyar." dedim.
Müjgan, "Birazdan alışverişe çıkalım o zaman, akşam
da bir discoya gider eğleniriz." dedi. Ben de, "Bu aralar baya
açıldık yalnız..." dediğimde, "Parası
şirketten çıkıyor!" dedi. Ne olursa olsun çok fazla para
harcamak istemiyordum, içim rahat olmuyordu, ama kızları da
kırmak istemiyordum. Müjgan daha sonra Sinem'i elinden tutarak
kaldırdı ve beraberce odaya geçtiler hazırlanmak için. Martin de
yukarıya çıktı giyinmek için.
Ben aşağıda oturuyordum, 5 dakika sonra Martin indi. Gömlek ve
kot pantolon giymişti, kızlar ise 20 dakikaya yakın bir süre
odada kaldılar. Sıkıldık Martin'le ve kızlara, "Hadi
gelin artık!" dedik. Kızlar, "Tamam, bitiyor!" dediler
ve birkaç dakika sonra çıktılar odadan. Müjgan üzerine
kırmızı tek parça bir elbise giymişti, elbise çok
dardı ve kalçalarının hemen altında bitiyordu. Göğüslerini
dik göstermişti iyice, kırmızı bir ruj sürmüş ve
hafiften makyaj yapmıştı.
Bir çizme giydi ve üzerine de siyah paltosunu aldı. Sinem ise yeşil
etek giymiş, üzerine de beyaz üzerine krem renk benekli bir kıyafet
seçmişti. Onun da makyajı biraz sadeydi, ama
yakışmıştı. Martin, "İki tane bomba gibi
kız bugün bize eşlik edecek!" dedi ve güldü. Hep beraber
çıktık evden, Martin'in arabasına atladık. Ben Sinem ile
arkaya oturmuştum, muhabbet ediyorduk. Bir alışveriş
merkezinin önünde durduk, biz indik ve Martin arabayı park edip bize
katıldı.
Kızlara alışveriş dediğinde gözleri dönüyordu adeta, bizi
bile görmüyorlardı neredeyse. Alışveriş merkezi gayet
büyüktü, ama sadece kıyafet ve ayakkabı mağazaları
vardı içerisinde. Bir mağazadan içeriye girdik ve bizim kızlar
direkt elbiselere bakmaya başladı. Müjgan dar bir fıstık
yeşili pantolon beğendi ve kabine doğru ilerledi. Genç
yaşlarda erkek bir çocuk bizimle ilgileniyordu. Müjgan kabine girdikten
sonra çocuğa, "Yardım eder misiniz?" dedi.
Çocuk kabini açtığında Müjgan pantolonu kalçalarının
yarısına kadar çekmişti, kırmızı tangası görünüyordu.
Müjgan, "Yukarıya çıkartamadım, çeker misiniz?" dedi. Ben
de kenardan izliyordum, çocuk tedirgince içeriye girdi ve pantolonu çekti. Kalçalarına
bu arada ister istemez dokunmuştu ve çıktı kabinden. Müjgan da
çıktı ve "Nasıl olmuş?" diyerek etrafında
döndü. Ben, "Güzel olmuş." dedim. Martin ise pek ilgili
değildi, geçiştirerek, "Hıı, güzel." dedi.
Müjgan kabine girdikten sonra beyaz gömleği de denedi ve çıktı. Onu
da bize sorduktan sonra içeriye girip kıyafetleri çıkartarak kendi
kıyafetlerini giydi. Sinem de birkaç parça bir şey
almıştı ve parasını ödedikten sonra poşetleri
aldık. Kızlar, "Şimdi de ayakkabı alalım!" diyerek
bir ayakkabı mağazasına girdiler. Sinem daha girer girmez
gördüğü siyah, üzerinde parlak taş bulunan babet ayakkabıyı
alarak oturdu oradaki koltuğa. Oradaki çocuktan rica ederek, "Acaba
giydirebilir misiniz?" dedi. Çocuk eğilerek giydirmeye başladı,
Sinem bu arada bizimle konuşurken bacaklarının arasını
açmıştı. Çocuk rahatça külotunu görebiliyordu ve böylece iyice
yavaşlamaya başladı. Sinem o babet ayakkabıyı
beğendi, Müjgan ise bir tane topuklu ayakkabı aldıktan sonra
onlarında parasını ödeyip mağazadan ayrıldık.
Oradan tekrardan Martin'lerin evine geçtik, kızlar kıyafetleri
denediler. Gerçekten harika duruyordu üstlerinde. Özellikle Müjgan'ın
aldığı yeşil kot pantolon kalçalarını ayrı
bir güzel göstermişti. Saat 18:30'a kadar evde dinlendikten sonra, Martin,
"Hadi yemeğe çıkalım." dedi. Müjgan yeni
aldığı yeşil kot pantolon ve beyaz gömleğini giydi. Sinem
de koyu mavi kot pantolon ve üzerine dar bir tişört giydi. Tam bir sokak
modası havasını yaratmıştı.
Martin'in arabasına bindik, Martin bizi şehir merkezinde önceden
geldiğimiz restoranlardan birine götürdü. Garsonlar etrafımızda
pervaneydi yine, yemeklerimiz çok geçmeden geliyor bir dediğimiz iki
olmuyordu. Keyifli bir yemekten sonra, "Ee artık eğlenme
zamanı!" dedi Martin. Çıkarken hesabı ödedik ve Martin
yüklü bir miktar bahşiş verdi garsonlara. Arabaya bindiğimizde, "Şehrin
en iyi discosuna gidiyoruz!" dedi.
New York'un sahil bölümlerindeki bir discoydu bu, arabayı park ettik ve
indik. İçeriye girdiğimizde müthiş bir müzikle beraber dans eden
100'e yakın insan vardı. Kızlar kendilerini dansa
kaptırdılar ama biz Martin'le beraber kenardaki koltuklara oturduk ve
içki istedik. Müjgan ve Sinem kıvırta kıvırta oynuyorlar, kenardaki
çocuklar da onları izliyordu. Hatta bazıları gaza gelip
alkışlayarak onları da gaza getirmeye
çalışıyordu.
1.90 boylarında, genç ve sarışın bir çocuk Sinem'in
yanına gelerek birşeyler söyledikten sonra Sinem güldü. Kulağına
eğilip birşeyler söyledi, ne konuştuklarını acayip
merak etmiştim. Sinem çocukla beraber dans etmeye başladı, Müjgan
ise yanımıza döndü. Müjgan'a, "Ne konuşuyor bunlar?"
dediğimde, Müjgan, "Bilmiyorum, duyamadım." dedi ve
içkisini alıp içmeye başladı. Sinem ve yanındaki çocuk daha
sonra beraberce kalabalığın içinden çıkıp uzaklaşmaya
başladılar.
Hemen yerimden kalktım ve arkalarından giderek takip etmeye
başladım. Tuvaletlere gelmişlerdi ve kadın tuvaletine
girdiler, ben de birkaç saniye bekledikten sonra kapıyı yavaşça
açarak içeriye girdim. Kimseler yoktu. Eğilerek tuvaletlerin altındaki
boşluktan içeriye bakmaya başladım ve Sinem'lerin girdiği
kabinin yanındaki kabine girdim. Şimdi ise onları izlemek için
bir plan kuruyordum. Tek yapabileceğim klozetin üzerine
çıkmaktı.
Ağırlığı biraz hafifletmek için
ayakkabılarımı çıkarttım ve öyle çıktım
üzerine. Kafamı yavaş yavaş çıkarttım ve en sonunda
rahatça görebiliyordum onları. Sinem çocuğu klozete oturtmuş
pantolonunu çıkartmış sikini yalıyordu. Bir süre sonra
çocuk Sinem'in ağzından sikini çekti ve ayağa kalktı, cebinden
çıkarttığı prezervatifi sikine taktı ve Sinem'i
domalttı. Sinem'in amına girdi ve sikmeye başladı, Sinem de
hafiften inliyordu.
Çocuk İngilizce olarak "Sessiz ol, yakalanmayalım!" dedi. Sinem
de, "Tamam." diyerek inlemesini kesti. Çocuk iyice sertleşiyordu
ve 'Şlap, şlap!' sesleri tüm lavaboyu kaplamıştı, ki
bu arada dışarıdaki kapı açıldı. Ben de
kafamı indirdim. İçeriye iki tane bayan girmiş
olmalıydı, bir tanesi kabinlerden birine girmiş, diğeri ise
elini yıkıyordu. Birkaç dakika sonra ise çıktılar, ben
hemen kafamı kaldırdım. Sinem bu sefer çocuğu klozete
oturtmuş kucağına da oturup zıplıyordu.
Çocuk bir süre sonra hırlamaya başladı ve Sinem'i üzerinden
kaldırdı, boşalmıştı. Sinem toparlandı ve
çıkmadan önce çocuk cebinden 200 Dolar gibi bir para çıkartıp
Sinem'e verdi. Şaşırmıştım bu duruma. Kafamı
indirdim yine. Kabinden çıktılar. Ben de onlar gidince
ayakkabılarımı giyerek tuvaletten çıktım...
[Engin]
Şirkete Müdür Olmamla Değişen Seks Hayatım!
Tüm Bölümleri
|